Informa, işletmelere ve profesyonellere yüzlerce şekilde yardımcı olur.

Canlı etkinlikler, dünya çapında önde gelen araştırma yayınları ve yenilikçi dijital hizmetlerden oluşan uluslararası portföyümüz, uzmanlara başarılı olmaları için ihtiyaç duydukları bilgi ve bağlantıları sağlar.

Hüseyin Akdemir

TÜRKİYE’DE TIBBİ-AROMATİK BİTKİLERİN SEKTÖR ANALİZİ VE BAZI ÖNERİLER

1. GİRİŞ

Tıbbi bitkilerin insanlar tarafından şifa amaçlı kullanılması, insanlığın ilk dönemlerine kadar uzanır. Antik Çin, Antik Yunan, Hindistan, Kuzey Afrika ve Arap yarımadasında yaşamış uygarlıklar, yazılı kaynaklarda bitkilerle tedaviden bahsetmiştir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), dünyada yaklaşık 4 milyar insanın sağlık sorunlarını ilk etapta bitkisel droglarla gidermeye çalıştıklarını bildirmektedir. Küresel bitkisel ilaç endüstrisi, doğal ve alternatif sağlık hizmetleri seçeneklerine yönelik artan tüketici talebi ile hızla büyümektedir.

Küresel bitkisel ilaç endüstrisinin 231,87 milyar dolardan, 2031 yılına kadar 428,08 milyar dolara çıkacağı ve bu dönem boyunca %9,15'lik bir bileşik büyüme oranı sergileyeceği tahmin edilmektedir. Kekik, biberiye, adaçayı, nane, mercanköşk ve defne yaprağı gibi drogların bütün bitki veya toz hali dikkate alındığında, küresel pazarın 2022'de 5,8 milyar dolardan, 2023'te 6,17 milyar dolara çıktığı ve 2027'de 7,93 milyar dolara ulaşması beklenmektedir. Kapsüller, tabletler ve özütler gibi daha ayrıntılı formlar dikkate alındığında, küresel pazarın 2029'a kadar yılda %7,3'lük bir büyüme oranıyla, 117 milyar dolar olacağı tahmin edilmektedir. Asya ve Avrupa kıtaları arasında yer alan Türkiye yüz yıllardır hem bitkisel ilaçların hem de baharatların ticaretinde oldukça önemli bir yere sahiptir(6).

Türkiye’de tıbbi olarak kullanılan bitkilerin sayısı kesin olarak bilinmemekle birlikte, 500 civarında olduğu tahmin edilmekte; yaklaşık 200 tıbbi ve aromatik bitkinin ihraç potansiyelinin olduğu belirtilmektedir. Ancak günümüzde 131 adet tıbbi-aromatik bitki listesi Tarım ve Orman Bakanlığı listesinde yer almaktadır(1,2,3,6).

Gelişmiş ülkelerde yoğun biçimde kullanılan bitkisel ilaç, bitki bazlı kimyasal maddeler, gıda katkıları ve kozmetik sanayi dallarında hammadde olan pek çok bitkisel ürünün Türkiye florasında yer alması nedeniyle Türkiye önemli bir ekonomik potansiyele sahiptir. İhracatta Türkiye'nin rekabet gücünü artıran bu zengin flora, ulusal ekonomi içinde önemli bir değere sahiptir. Tıbbi-Aromatik Bitkiler’in (TAB) sürdürülebilir üretimi, biyolojik çeşitliliğin korunması ve ekolojik dengeye saygılı tarım uygulamalarının teşviki, bu sektörün uzun vadede sürdürülebilirliği için hayati öneme sahiptir. Ayrıca, bu sektörün gelişimi, araştırma ve geliştirme faaliyetlerine yönelik yatırımları ve bilimsel çalışmaları da beraberinde getirmekte, bu sayede hem bilimsel bilgi birikimine katkıda bulunmakta hem de ekonomik değer yaratmaktadır(6).

2. TÜRKİYE’DE TIBBİ VE AROMATİK BİTKİLERİN (TAB) EKONOMİK ÖNEMİ

TAB’ın üretim ve ticaretinde, ülkemiz dünyada ilk 20 ülke arasında yer almaktadır. Ülkemiz başta kekik, kimyon , defne olmak üzere anason, çörekotu, kişniş, rezene, çemen, lavanta, mahlep, gül, haşhaş, adaçayı, sumak ve çay gibi TAB'ın başlıca üretici ülkeleri arasındadır.

Desteklemeler sonucunda günümüzde kekik, Anadolu adaçayı, devedikeni, yaban mersini, kapari, papatya, nane, bahçe nanesi, defne, lavanta, melisa, dağ çayı, ısırgan otu, çarkıfelek çiçeği, kuşburnu, biberiye, salep orkidesi, altın otu, sarı kantaron, tarhun ve civanperçemi gibi TAB geniş tarım alanlarında üretilmeye başlanmıştır. Son yıllarda, tıbbi ve aromatik bitkiler ve bunların üretimi ile kullanımı sonucunda elde edilen ürünlere olan ilgi yoğun bir şekilde artmaya devam etmektedir.

Son yıllardaki tıbbi ve aromatik bitkilerin tarımının yaygınlaşmasının başlıca sebepleri şöyle sıralanabilir:

  1. Ürün deseni değişikliği: 2000 yıllarının başlarında tüm Türkiye’de olduğu gibi, Ege Bölgesinde de tütün alanlarında kısıtlamalar (kota) getirilmiştir. Bu yıllarda tütüncü üreticiler, tütüne alternatif yeni ürün arayışına girmişlerdir. Tam da bu zamanda kekik önemli bir ihraç ürünü olmaya başlamıştır. Özel sektör (Kütaş A.Ş.) ve Denizli İl Tarım Müdürlüğünün çabalarıyla Denizli’nin rakımı yüksek (400-1200 m.) köylerinde kekik ve adaçayı üretimi başlatılmıştır. 
  2. Alternatif tıpta kullanılması 
  3. Tüm insanların son yıllarda doğal ve organik ürünlere yönelmesi 
  4. Baharat bitkilerinin gittikçe önem kazanması 
  5. İhraç olanağının fazla olması 
  6. Tarımının diğer ürünlere (tütün, pamuk) göre daha kolay ve çok yıllık olması 
  7. Diğer ürünlere göre, birim alandaki getirisinin fazla olması 
  8. Tıbbi-aromatik bitkilerden elde dilen uçucu yağların kullanım alanlarının artması 
  9. Son yıllarda tıbbi ve aromatik bitkilere IPARD-TKDK-kırsal kalkınma projeleri kapsamında  çiftçilere Tarım Bakanlığınca maddi destek verilmesi(1,2,3).

 Tıbbi ve Aromatik Bitkilerin Türkiye’de İhracat ve İthalat Değerleri

Her geçen gün TAB’a artan yoğun ilgi ile birlikte, bu bitkilere ve bu bitkilerden elde edilen ürünlere olan talep te hızlı bir şekilde artmaktadır. Bu nedenle, bu bitkilerin ülke ekonomisine olan katkıları da önemli hale gelmiştir. Nitekim dünyada ve Türkiye’de yıllar bazında ihracat ve ithalat değerlerinde önemli artışlar kaydedilmiştir. Tıbbi ve aromatik bitkiler açısından zengin biyoçeşitliliğe sahip Türkiye’nin, ithalat ve ihracat değerleri incelendiğinde; hem ihracat hem de ithalat değerleri bakımından 2010-2023 yılları arasında düzenli bir artışın olduğu, ancak bazı yıllarda TAB’ın ithal ve ihraç edilen değerlerinde bir önceki yıla göre azalış olduğu görülmektedir (Çizelge-1-2). 2010 yılında toplam ihracat değeri yaklaşık 56 bin ton ve 157 milyon dolar olan TAB ihracatı, 2023 yılında yaklaşık 72 bin ton ve 225 milyon dolara yükselmiştir. Bu yıllar arasında 2023 yılı itibariyle en fazla ihracatı yapılan bitkiler arasında birinci sırada kekik, ikinci sırada defne ve haşhaş, adaçayı, sumak, kimyon yer almıştır (Çizelge-1,2).

Çizelge-1: Türkiye’nin Yıllara Göre Önemli Tıbbi-Aromatik Bitkilerin İhracatı-2024 (TÜİK)(Ege İhracatçı Birlikleri)(Ton)

2010-2023 yılları arasında Türkiye’nin ithal ettiği TAB incelendiğinde; ithalat miktarları 2010-2023 yılları arasında yaklaşık 23 milyon ile 61 milyon arasında, ithalat değerleri ise 40 milyon ile 97 milyon arasında değişmiştir. 2023 yılı itibariyle en fazla ithalat miktarı ve değerine sahip TAB’ların ise karabiber, tarçın, anason, kimyon, sumak ve kekik olduğu görülmüştür.


 Çizelge-2: Türkiye’nin 2024 Yılı Tıbbi ve Aromatik Bitkiler İhracat ve İthalat Miktar ve Değerleri(7).


Türkiye’nin uçucu yağ ihracat ve ithalat değerleri incelendiğinde; uçucu yağ ihracatında 2010 yılından 2023 yılına kadar artış olduğu görülmektedir. 2024 verilerine göre; en fazla ihracatın gül, portakal ve kekik yağı olduğu ve ithalatın ise; portakal, nane ve lavanta yağı olduğu görülmektedir(Çizelge-2,3) (6,7).


Çizelge-3: Türkiye’nin 2024 Yılı Uçucu Yağlar İhracat ve İthalat Miktar ve Değerleri(7).

3. TIBBİ VE AROMATİK BİTKİLERİN ÜRETİMİ VE ARTIRMA OLANAKLARI

Ülkemizin ekolojisi birçok tıbbi ve aromatik bitkinin yetiştirilmesi için uygun özelliktedir. Standart, homojen, kaliteli ve birim alandan daha fazla ürün eldesi, bu grup bitkileri kültüre almakla mümkündür. Bu konuda izlenecek yol haritası önem taşımaktadır. 2000 yılında TÜİK istatistiklerine giren çay yaprakları, anason, haşhaş (kapsül), kimyon, biber (kuru işlenmemiş), sarımsak ve şerbetçi otu ile birlikte 7 bitkiden oluşan üretim, 2023 yılında artarak 23 adet bitkiye ulaşmıştır. Bunların dışında, istatistiklerde henüz yer almayan ama kültürü yapılmaya başlanmış çok sayıda tıbbi ve aromatik bitki bulunmaktadır.

2023 yılı verilerine göre; tıbbi ve aromatik bitkilere ait ekim/dikim alanı 1.947.323 dekar, üretimi ise 1.934.048 tondur. Ülkemizde tıbbi ve aromatik bitkiler yetiştiriciliği bakımından 2000-2023 yılları arasındaki değişim incelendiğinde ekim/dikim alanında %20,02, üretimde ise %115’lik artış kaydedilmiştir. Artışın nedenleri olarak; ekolojilere uygun bitki türlerinin seçimi, tescilli çeşit sayısının artması, uygun yetiştirme tekniklerinin kullanılması, yapılan desteklemeler, yan ürün eldesinin fazla olması ile üretici sayısı ve bilinçli tüketicinin artması sayılabilir. Ekim/dikim alanında kekik, çörekotu, lavanta, adaçayı ve kapari gibi bitkilerdeki artış, anason, rezene, süpürgeotu ve şerbetçiotundaki azalış dikkat çekici olmuştur. Bu durumdaki dalgalanmalar, üretim miktarına da yansımıştır. 2023 yılı verilerine göre çay, haşhaş, kekik, kimyon, sarımsak (kuru), biber (kuru), anason, çörekotu, lavanta ve gül (yağlık), tıbbi ve aromatik bitkiler ekim/dikim alanının toplamda %95,85’lik kısmını, üretimin ise %96,84’lik kısmını meydana getirmekte olup, ülkemizde sektöre yön veren bitkiler olarak karşımıza çıkmaktadır(6,7).

Türkiye en büyük kekik plantasyonlarına sahip ülke (200.000 dekar) olarak dünya ticaretinde söz sahibidir. Özellikle kekik yetiştiriciliğinde kümelenme olduğu için pazar olanağı daha fazla ve işlenebilirliği (20.000 ton) yüksektir. Tescilli çeşit sayısının artması ve özel sektörün katkısı kekik tarımını canlı tutmaktadır. Fakat son yıllarda özellikle kekik, kimyon ve nane tarımında elde edilen üründe bazı yabancı otlardan dolayı ortaya çıkan Pirolizidin (PA) ve Tropan nedeni ile AB pazarı Yunanistan ve Arnavutluk gibi alternatif ülkelere yönelmektedir. Özellikle alkaloid (pirolizidin) içeren bitkiler sorunu ile ilgili olarak, bakanlıkça bunu içeren bitki türleri, yabancı otlar belirlenmeli, çiftçilere düzenli eğitim verilmeli ve yabancı ot sorununun nelere yol açtığı gösterilmelidir(1,2,3,6).

Anason ekim alanlarındaki azalma 2000-2023 yılları arasında %83,27 olarak belirlenmiştir. Bu azalmanın paralelinde üretim miktarı da düşmüştür. Anasonda genellikle popülasyon niteliğinde tohumluk ile tarım yapılması, belli gelişme dönemlerinde sulama yapılamaması ve karşılaşılan hastalıklar nedeni ile verim düşüklüğü söz konusudur. Anason üreticileri yıllara göre fiyattaki dalgalanmalar ve düşük alım fiyatları nedeniyle başka ürünlere yönelmiştir. Türkiye'de üretilen anason tohumunun büyük bir kısmı "rakı" adı verilen alkollü içeceğin üretiminde kullanılmaktadır. Son yıllarda yeni tescil edilmiş çeşitlerin üretici bazına inmesi ve rakı üretiminde Türkiye’de üretilen anasonun talep edilmesi ile gelecek yıllarda anason ekim alanlarında bir artışın olması beklenmektedir.

Türkiye önemli kimyon üreticisi ülkelerden biridir. Kimyon ekim alanının yaklaşık son yirmi yıldaki değişimi incelendiğinde; düzenli bir seyir göstermediği, buna bağlı olarak üretim değerlerinin de yıllara göre değiştiği görülmektedir. Bu bitkinin vejetasyon süresinin kısa olması, su isteğinin az olması ve erken ilkbaharda düşen yağışları iyi kullanabilmesi ile nadas alanlarını değerlendirebilme potansiyeli özellikle kuru tarım alanlarında bu bitkiyi önemli kılmaktadır. Son yıllarda karşılaşılan kimyon yanıklığı zararı üretimimizi sınırlandırmaktadır. Patojen (Alternaria spp.) ülkemizde ve hemen hemen tüm kimyon ekim alanlarında yaygın olup önemli ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Özellikle hastalıklara dayanıklılık ile ilgili ıslah çalışmalarına ağırlık verilerek yeni çeşitlerin geliştirilmesi önemlidir. Türkiye'de, yüksek verimli ve kaliteli anason, rezene ve kimyon çeşitlerinin geliştirilmesi için araştırmalar ve ıslah çalışmaları yürütülmektedir.

Küresel ısınma ve iklim değişikliği sonucunda meydana gelen kuraklık, bitkisel üretim deseninin değişmesi, kuru tarım alanlarına yönelik olarak alternatif olabilecek yeni bitkisel ürünlerin tespit edilmesi, kurağa ve sıcağa dayanıklı tıbbi ve aromatik bitkilerin seçimi ve marjinal alanları değerlendirme arayışı bazı tıbbi ve aromatik bitkileri ön plana çıkarmıştır. Son yıllarda özellikle Anadolu adaçayı, çörekotu, lavanta, kapari, biberiye ve ölmez çiçek yetiştiriciliği artan bir eğilim göstermektedir. Aynı zamanda ekinezya, şeker otu, tıbbi papatya, çöven, tarhun, fesleğen ve sarı kantaron gibi bitkiler ile birlikte salep ve safran gibi bitkilerin tarımı da yapılmaktadır(5,6,7).

Ayrıca son yıllarda tıbbi ve aromatik bitkilerin ekoturizm içerisinde daha fazla yer aldığı göze çarpmaktadır.

Ülkemizde tıbbi ve aromatik bitkilerin organik üretimi de yapılmakta ve doğadan toplama alanlarından elde edilen ürünler de organik olarak sertifikalandırılmaktadır.

Tıbbi ve aromatik bitkiler kültüründe doğru bitki türünü, doğru ekolojide, doğru üretim teknikleri ile yetiştirmek önemlidir. Başlangıç materyalinin iyi tanınması ve doğru bitki ile olması gerekmektedir. Planlamalar bu çerçeve doğrultusunda yapıldığında üretim miktarlarında artışlar gözlenmektedir ve gözlenecektir. Katma değeri yüksek ürünlerin elde edilmesi bölge ürün deseninde yer alacak ürün çeşitliliğini ve oranını da arttıracaktır.

Dağınık üretimden kaçınarak, kümelenme şeklinde üretim havzaları oluşturmak, sanayicilerin talepleri doğrultusunda üretim yapmak yerinde ve doğru bir planlama çerçevesidir. Üretici birlikleri ve kooperatiflerin tıbbi ve aromatik bitkilerde kesinlikle üretime dahil olması gerekmekte, bitki besleme, yabancı ot mücadelesi, tohumluk, hasat konusunda üreticilere tam destek olması önem arz etmektedir. Yetiştirdiğimiz ürünlerde sadece ham bitki üretici ve ihracatçısı olmak değil, katma değerli yan ürün eldesini de daha fazla gerçekleştirerek ticarette söz sahibi olmamız gerekmektedir (4,5,6).

4.SONUÇ VE ÖNERİLER

Türkiye kekik, adaçayı, kimyon, defne, haşhaş, gül, sumak, çemen, lavanta ve çay gibi birçok TAB'ın başlıca üretici ülkeleri arasındadır. Desteklemeler sonucunda, günümüzde Anadolu adaçayı, devedikeni, karabuğday, yaban mersini, kapari, papatya, nane, ekinezya, bahçe nanesi, defne, lavanta, melisa, dağ çayı, ısırgan otu, çarkıfelek çiçeği, nane, kuşburnu, biberiye, salep orkidesi, altın otu, kekik, şeker otu, sarı kantaron, tarhun, kekik, kinoa ve civanperçemi gibi tıbbi-aromatik bitkiler geniş tarım alanlarında üretilmektedir. Doğadan toplanan veya yetiştirilen ürünlerde sadece ham bitki üretici ve ihracatçısı olarak değil, katma değerli yan ürün eldesini de daha fazla gerçekleştirerek ticarette söz sahibi olunması gerekmektedir. TAB yetiştiriciliğinin en büyük sorunlarından biri, standartlaştırılmış çeşit ve kaliteli tohumluk eksikliği olduğundan, sektörün ihtiyaç duyduğu yüksek verim ve kalite özelliklerine sahip, standart çeşitlerin geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Tıbbi ve aromatik bitkilerde sürdürülebilir üretim ve pazar potansiyelini yeterince değerlendirmek için bu ürünlerin istenen miktarda ve kalitede olması gerekmektedir. Türkiye’de tıbbi bitkilerin öneminin artmasına paralel olarak tarımsal çalışmalara başlanmış, özellikle son yıllarda bu bitkilerde çeşit geliştirmeye yönelik ıslah çalışmalarında artışlar gözlenmiştir. Kekik, anason, kişniş gibi birçok tıbbi ve aromatik bitkide standarda uygun çeşitler geliştirilmiştir. Ayrıca; tıbbi ve aromatik bitkiler alanında faaliyet gösteren üretici, toplayıcı, ihracatçı, sanayici, araştırmacı ve diğer tüm paydaşların koordinasyonunu sağlayacak bir sistem ve araştırma sonuçlarının pratiğe aktarılması için, araştırıcı, sanayici, üretici arasında bilgi akışını sağlayacak yayın sistemi oluşturulmalıdır.

Tıbbi aromatik bitkiler konusunda çalışmalar diğer kültür bitkilerine göre daha az ve yenidir. Zirai Araştırma Enstitüleri, bazı Ziraat Fakültelerinin Tarla Bitkileri Bölümleri bu konuda temel araştırmalar yapmaktadırlar, ancak yeterli değildir (6).

Söz konusu bitkilerin önemli dört temel sorunu bulunmaktadır. Bunlar,

1. Genetik materyal (tohum & fide) yetersizliği:

Öncelikle kekik, adaçayı, savory, safran, taragon vb. bitkilerinin genetik materyal (tohum, fide, çelik,yumru) sıkıntısı bulunmaktadır. Bu bitkiler bir kalite ve aroma bitkisi olduğundan yağ içerikleri de önemlidir. O nedenle resmi kuruluşların özek sektör ile işbirliği yapmaları gerekmektedir. Kekik açısından olayı incelersek: kekiğin çok farklı türleri vardır. Örneğin Origanum onites, Origanum vulgare, Origanum marjoram, Origanum syriacum gibi. Sözkonusu bu kekikler için de tohumluk üretimi yeterli değildir.

Ayrıca, adaçayında yağ oranı en az %2,0 olmalıdır ki, yurtdışı pazarlarında değer bulabilsin. Ancak Türkiye’de ekimi-dikimi yapılan adaçaylarında % 2,0 ve üzerinde yağ oranı içeren adaçayı varyetesi ve yeterli tohumluğu bulunamamaktadır.

Son yıllarda safran üretimi çiftçiler tarafından ilgi görmektedir. Ancak üretime yetecek kadar sertifikalı safran soğanı da bulunamamaktadır. Ayrıca da safran soğanı çok pahalı olarak satılmaktadır.

İlgili kamu kurum ve kuruluşlar ile özel sektör firmalarının bu konularda yeterli önlemi alması tıbbi ve aromatik bitkilerin geleceği açısından çok önemlidir.

2. Zirai mücadele sorunları:

Denizli’de yer yıl 200.000 dekar alanda kekik üretimi yapılmaktadır. Her üründe olduğu gibi kekik, adaçayı, thyme gibi bitkilerin bazı hastalık, zararlı ve yabancı ot sorunu bulunmaktadır. Sözkonusu bitkileri üreten çiftçiler sorunlarını çözmek için bazı zirai ilaçları kullanmaktadırlar. Ancak Türkiye’de kekik ve adaçayı gibi tıbbi bitkiler için ruhsatlı hiçbir pestisit bulunmamaktadır. Durum böyle olunca, üretici bilinçsiz bir şekilde zirai ilaç kullanmakta olup, kalıntı sorununun önüne geçilememektedir.

 3. Tağşiş (yabancı madde karıştırma) problemi: 

 Bazı firmalar kekiğin ve/veya diğer tıbbi-aromatik bitkilerin içerisine zeytin yaprağı, mersin yaprağı, çilek yaprağı veya cistus yaprağı katarak ucuza mal elde etmekte, haksız rekabet oluşturmakta ve pazarlamaktadırlar. Hatta bu konu İngiltere basınında tirajı yüksek gazetelerde haber konusu olmuştur. Böylesi olumsuz durumlar ülkemizin dış dünyadaki imajını zedelemektedir.

Diğer bir örnek ise safran diye aspir çiçekleri, mısır püskülü vb. bitkilerin çiçekleri satılmaktadır.

İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının bu konularda yeterli önlemi alması tıbbi ve aromatik bitkilerin geleceği açısından çok önemlidir.

4. PA (Pirolizidin alkoloidler) problemi: 

Son 5-6 yıldan beri Pirolizidin alkoloidler tıbbi-aromatik bitkilerin ihracatında sıkıntı yaratmaya başlamıştır. Şöyle ki; tarlada yetiştirilen bitkiler içerisinde bazı yabancıotlar da bulunmaktadır. Çapa ile yok edilmeyen bu yabancıotlar, hasat aşamasında tıbbi bitkiler ile beraber hasat edilmektedir. Durum böyle olunca tıbbi bitkiler içerisinde PA değerleri yüksek çıkmaya ve ihracatta sorunlar yaşanmaya başlamıştır. Özellikle AB ülkeleri 400-1000 ppb. seviyesinde sınırlar koymuşlardır. Son yıllarda özellikle kekik, kimyon ve nane tarımında elde edilen üründe bazı yabancı otlardan dolayı ortaya çıkan Pirolizidin (PA) ve Tropan(TA) nedeni ile AB pazarı, Yunanistan ve Arnavutluk gibi alternatif ülkelere yönelmektedir. Bu sorunun da acilen çözülmesi gerekmektedir (1,2,3).


KAYNAKLAR

1. Akdemir,H.,2014.Tıbbi Aromatik Bitkiler. Apelasyon, Ocak-2014, Sayı: 3. www.apelasyon.com/hüseyinakdemir

2. Akdemir,H.,2015.Tıbbi ve Aromatik Bitkilerle İlgili Daha Çok Araştırma Yapılmalı. TÜRKTOB, Türkiye Tohumcular Birliği Dergisi, Yıl:4, Sayı:15, Ankara.

3. Akdemir,H.,2012-2013-2014-2015-2016-2017-2018-2019-2020-2021. Kekikde Yetiştiriciliğinde İyi Tarım Uygulamaları, 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. 10. Kütaş Kekik Panelleri Oral Sunumları. Denizli.

4. Kırıcı,S., 2015. Türkiye’de Tıbbi ve Aromatik Bitkilerin Genel Durumu. TÜRKTOB, Türkiye Tohumcular Birliği Dergisi, Yıl:4, Sayı:15, Ankara.

5. Baydar, H. 2019. Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Bilimi ve Teknolojisi. Nobel Akademik Yayıncılık.

6. Yaldızı,G., vd. 2025. Tıbbi ve Aromatik Bitkilerin Üretiminde Mevcut Durum ve Sürdürülebilirlik. Türkiye Ziraat Mühendisliği X. Teknik Kongresi, Bildiri Kitabı: 1. Ocak-2025, 515-546

7. T.C.Tarım ve Orman Bakanlığı,Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü Raporu - 2025.