
Tarım Geleceğimizdir
Yıllardır tarım sektörünün içinde görev yapan bir ziraat mühendisi olarak şunu çok net görüyorum ki; tarım sadece toprağa tohum atıp ürün yetiştirmekten ibaret değildir. Tarım, bir ülkenin bağımsızlığını, gıda güvencesini, ekonomik istikrarını ve toplumsal refahını doğrudan etkileyen stratejik bir alandır. Bu nedenle tarıma bakış açımızı değiştirmek, günü kurtaran uygulamalar yerine geleceği planlayan politikalar geliştirmek zorundayız.
Son yıllarda iklim değişikliğinin etkilerini çok daha yakından hissediyoruz. Kuraklık, ani don olayları, dolu, hortum, aşırı yağışlar ve sıcaklık değişimleri üreticimizin emeğini birkaç saat içerisinde yok edebiliyor. Artık iklim değişikliğini konuşmanın ötesine geçmeli, buna uygun üretim modellerini, su yönetimini ve risk planlamasını hayata geçirmeliyiz. Tarımın geleceği, doğal kaynaklarımızı nasıl koruduğumuza bağlıdır.
Su, tarımsal üretimin en temel unsurudur. Ancak su kaynaklarımız sınırsız değildir. Her damla suyu doğru kullanmak zorundayız. Basınçlı sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması, kapalı sulama projelerinin artırılması ve üreticinin modern sulama teknolojilerine erişiminin kolaylaştırılması büyük önem taşımaktadır. Bugün suyu koruyamazsak yarın üretimi korumamız mümkün olmayacaktır.
Üreticimiz bugün çok zor şartlar altında üretim yapmaya çalışıyor. Gübre, mazot, elektrik, zirai mücadele ilaçları, tohum ve işçilik maliyetleri her geçen gün artarken ürün fiyatları aynı hızla artmıyor. Bu durum üreticimizin gelirini azaltıyor, üretimden uzaklaşmasına neden oluyor. Oysa üretici kazanmadan tüketicinin uygun fiyatlı ve güvenilir gıdaya ulaşması mümkün değildir. Tarım zincirinin en önemli halkası üreticidir ve bu halkayı güçlü tutmak zorundayız.
Planlı üretim artık bir tercih değil, zorunluluktur. Hangi bölgede hangi ürünün ne kadar üretileceği, su varlığı, pazar ihtiyacı ve ihracat potansiyeli dikkate alınarak belirlenmelidir. Bir yıl ürün para ettiği için herkesin aynı ürüne yönelmesi, ertesi yıl ise büyük fiyat kayıpları yaşanması ne üreticiye ne de ülke ekonomisine fayda sağlamaktadır. Tarımda öngörülebilirlik, sürdürülebilirliğin temelidir.
Güvenilir gıda üretimi ise ancak bilimsel bilgiyle mümkündür. Ziraat mühendisleri üretimin her aşamasında önemli görevler üstlenmektedir. Toprak analizinden bitki beslemeye, bitki korumadan hasada kadar her süreç bilimsel bilgi gerektirir. Meslektaşlarımızın bilgi ve deneyimlerinden daha etkin yararlanılması hem üretim kalitesini artıracak hem de tüketicinin güvenilir gıdaya ulaşmasını sağlayacaktır.
Bitki koruma ürünlerinin bilinçli kullanımı konusunda da hassasiyet gösterilmelidir. Kalıntı sorununun önlenmesi, çevrenin korunması ve ihracatta yaşanabilecek sorunların azaltılması doğru uygulamalarla mümkündür. Ancak bu konuda getirilecek yeni düzenlemelerin de sahadaki gerçekler dikkate alınarak hazırlanması gerekir. Üreticiyi, ziraat mühendisini ve bayileri zor durumda bırakacak uygulamalar yerine uygulanabilir, denetlenebilir ve sürdürülebilir çözümler geliştirilmelidir.
Tarımsal üretim yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal bir faaliyettir. Kırsalda yaşayan insanların üretime devam edebilmesi için genç nüfusun tarımda kalmasını sağlayacak politikalar geliştirilmelidir. Tarımın yaş ortalaması her geçen yıl yükselirken gençlerin sektörden uzaklaşması geleceğimiz açısından önemli bir risk oluşturmaktadır. Gençlerin tarımı bir gelecek mesleği olarak görebilmeleri için ekonomik ve sosyal koşullar iyileştirilmelidir.
Tarımsal desteklemeler üretimi artıracak şekilde planlanmalıdır. Destekler zamanında açıklanmalı, üretici ekim döneminde neyle karşılaşacağını bilmelidir. Belirsizlik ortamı üretimin en büyük düşmanıdır. Üretici önünü görebildiği ölçüde yatırım yapar, üretimini geliştirir ve ülke ekonomisine daha fazla katkı sağlar.
Meslek örgütleri, üniversiteler, kamu kurumları ve üreticiler aynı masada buluşmalıdır. Tarım ancak ortak akılla yönetilebilir. Sahadan gelen bilgi, akademik çalışmalar ve kamu politikaları birbirini tamamladığında doğru sonuçlara ulaşmak mümkündür. Bilimin rehberliğinde alınan kararlar hem üreticiyi hem tüketiciyi hem de ülkemizin geleceğini koruyacaktır.
Bugün tarımı konuşurken aslında yarını konuşuyoruz. Çocuklarımızın sağlıklı gıdaya ulaşmasını, doğal kaynaklarımızın korunmasını ve ülkemizin üretim gücünü konuşuyoruz. Bu nedenle tarım günlük tartışmaların değil, uzun vadeli devlet politikalarının konusu olmalıdır.
Ben inanıyorum ki; üreticisini destekleyen, ziraat mühendislerinin bilgi birikimine değer veren, doğal kaynaklarını koruyan ve bilimi esas alan bir anlayış benimsendiğinde Türk tarımı çok daha güçlü bir noktaya ulaşacaktır. Çünkü güçlü tarım; güçlü üreticiyle, güçlü üretici ise doğru politikalar, bilimsel yaklaşım ve ortak akılla mümkündür.
Ebru Kaçın , ZMO Antalya Şubesi Başkanı


























